Yıldız Kardeş

3 yorum

meteor

Nedenini anlamadığım bir şekilde Dünya'nın sonu konulu ikinci yazımı da yazmış bulunuyorum. Bu seferki seneryomuz ise Güneş ve onun başka bir yıldız kardeşiyle yakınlaşma isteği.. Daha bilimsel bir dille açıklarsam; Güneş sistemimizin yakınlarından geçecek bir yıldız heran Dünya'nın sonunu hazırlayabilir. Böyle şeyler hep konuşuluyo ama gerçekleşeni henüz göremedik diyebilirsiniz çok da haklısınız. Hemen her sene bir göktaşı olayı dolanır medyada yok düşcekmiş yok dünyanın sonu yakınmış falan.. Bu yazıyı diğerleriyle karıştırmayın lütfen ve devam edin =)

Solar System Konumuza dönecek olursak aslında Güneş sisteminin yakınından Dünya'mızı tehdit edebilecek bir yıldız geçme olasılığı size piyango vurma olasılığından daha yüksek. Dünya'nın Güneş'e yakın gezegenler arasında yer alması ise en büyük şansı olarak görülüyor. Bu sayede Güneş bizi uzayın derinliklerinde kaybolmaktan koruyacak. Ancak yine de 2,2 milyonda bir şansla Dünya yörüngesinden fırlayarak karanlıkta kaybolabilir. Güneş sistemindeki dış gezegenler için ise bu şans çok daha yüksek. Örneğin Jüpiter'in böyle bir olay sonucu yörüngesinden çıkma olasılığı 100 binde bir olarak öngörülüyor. Ancak böyle birşey gerçekleşirse yörüngesinden çıkan Jupiter Dünya'ya öyle yaklaşacakki bizi uzayın derinliklerine fırlatacak, ya da doğru Güneş'in içine...

Biraz daha iyimser olursak Jupiter ya da geçen yıldız bizi yörüngemizden koparmaz ama yörüngemizin şeklini değiştirir. İyice eliptik olan yörüngemiz sayesinde Dünya'mızda yaşama izin vermeyecek sıcaklık farkları oluşabilir. Daha da iyimser olursak Jupiter yörüngemize dokunmaz ama astroid kuşağının arasından geçerken ordan bulduğu bütün meteorları Dünya üzerine fırlatır. Bunun sonucunda da sonumuz dinazorlarınkinden pek farklı olmayacak sonucu çıkarılabilir.

Ne kadar karamsar olduğumun farkındayım =) Ancak bütün bu kötü olasılıklara karşın biz şansımıza güvenmeliyiz. Güveniyoruz da zaten. Bu yazıyı okuyan kimse 2 dakika sonra böyle bişeyin olasılığını bile kafaya takmayacaktır. Günlük yaşantımızda bile yeterinden fazla sorun varken birde böyle birşeye kafa yormak pek mantıklı değil haliyle. Ve bunun farkında olan beyniniz bu olaslıkları bian önce kafanızdan atmak için faliyete geçecektir o yüzden rahat olabilirsiniz =) Ama düşüncem o ki Dünya er ya da geç böyle bir felaketin eşiğine gelecek ve umarım o duruma geldiğimizde işin içinden çıkabilmek mümkün olur.


Devamını okuyun...>>

Bowling Evlere Giriyor

0 yorum

united_bowling_1

Evde bilardo masasını duymuştum ama bowling fikrini ilk defa duyuyorum. Florida'da kurulan bir şirket ( United Bowling ) evinize iki şeritli ve boyutları gerçektekiyle birebir aynı olan mini bir bowling salonu kurmayı vaadediyor. Tahmin edebileceğiniz gibi bunu uçuk bir ücretle yapıyor. Tabi sadece şeritleri kurmakla kalmıyorlar aynı zamanda skor sistemi için bilgisayarları, top delikleri ve hatta ayakkabıları bile düşünmüşler. Ee işin ucunda 88,000$ olunca..aa ağzımdan kaçırdım =) Paranın yanında eğer bowling oynamak istiyorsanız eviniz de bu projeye uygun olmalı. Yaklaşık 27 metre uzunluğunda ve 3 buçuk metre genişliğinde uygun bir alan bulunmak zorunda evinizde. Tüm bu uçuk şartları sağladıktan sonra artık arkadaşlarınızı arayıp evinizde bowling partisi düzenleyebilirsiniz. Bu arada şirketin verdiği hizmet Florida'yla sınırlı sanmayın o paraya dünyanın öbür ucuna bile gider o şirket =)


Devamını okuyun...>>

Yaratıcı Hoparlör Tasarımları

0 yorum

hi-fi_window

Bilgisayarınızın ya da sinema sisteminizin en önemsenmeyen parçalarından biri hiç şüphesiz hoparlörlerdir. Özellikle bilgisayarlarda olsa da olur olmasa da olur bakış açısıyla yaklaşılır ve mümkünse en ucuzundan alınır. Ama oyun oynarken ya da film seyrederken alacağınız güçlü ve net sesler en az net ve güzel görüntüler kadar etkileyicidir ve multimedya konforunu zirveye taşıyan püf noktalardır ses sistemleri. Ses teknolojisi deyince de aklıma gelen ilk firma Creative oluyor. Bunun arkasında ise ürettiği üstün ses kaliteli hoparlörler ve üretimini sadece ses teknolojileri üstüne yoğunlaştırması var sanırım. Ancak ismi Creative olmasına rağmen birazdan göreceğiniz hoparlörler kadar yaratıcı tasarımlara imza atabilmiş değil. Resimlerini yazının devamına koyduğum birbirinden yaratıcı hoparlörler bildiğiniz tasarımların dışına çıkmanızı sağlayacak. İyi seyirler..

speakerprobably_1 speakerprobably_2 speakerprobably_3 speakerprobably_4 speakerprobably_5 speaker


Devamını okuyun...>>

Oyun Canavarı

0 yorum

xps_630_front

Karşınızda tam bir oyun canavarı duruyor. Bu bilgisayarla son çıkan oyunları ( Crysis, Call of Duty 4, Unreal Tournament 3 ) üst düzey ayarlarla ve müthiş performansla oynayabileceksiniz. Dell tarafından üretilen kasa XPS 360 adıyla ve 1,249 $ gibi özelliklerine göre makul sayılabilecek bir fiyatla sahiplerini bekliyor. Bilgisayarın özelliklerine gelince; işlemci olarak Intel'in Core 2 Quad ve Core 2 Extreme modelleri seçilmiş, 4 GB DDR ram bulunan anakart (nForce 650i SLI chipset) aynı zamanda SLI grafik kartlarını destekliyor.

xps_630_insideSLI dediğimiz teknolojinin temeli ise, iki tane grafik kartının aynı anakart üzerinden birlikte çalıştırılmasına dayanıyor. Böylece performans da ikiye katlanıyor doğal olarak. XPS 360 performans açısından üstün özellikler gösterdiği gibi aynı başarıyı depolama işinde de sürdürüyor. 1 TB sabit diski bulunan bilgisayara dünyaları sığdırabilirsiniz ama bununla da yetinilmemiş. Bana yetmez diyenler için bir de Blu-ray sürücü konulmuş kasaya. Bu kadar özellikten sonra standart giriş çıkışları saymama gerek yok sanırım. Bu arada şunu da söylemem gerekir ki bahsettiğimiz bilgisayar aslında sadece kasadan oluşuyor. Yani monitör, klavye, mouse gibi çevre bileşenlerini siz kendiniz edineceksiniz ya da varolanı kullanamaya devam edeceksiniz. Özellikle oyun meraklılarının fazlasıyla ilgi duyacağı birürün.                                                                       


Devamını okuyun...>>

Nokia Nano Telefon

3 yorum

morph_1 morph_3

En saygın cep telefonu üreticilerinden olan Nokia geçtiğimiz günlerde coştu. Nanoteknolojinin tüm nimetlerinden yararlanarak tasarlanan bu cep telefonu görüntüsüyle bile yeterince şey ifade ediyor. Morph ismiyle piyasaya sürülecek olan telefon saydam ve esnek yüzeyi sayesinde istediğiniz şekle bürünebiliyor. Resimlerde gördüğünüz gibi telefonun gelecekten çıkıp gelmiş gibi bir havası var. Yani yolda yürürken birinin elinde bundan görsem ona zaman yolcusu muamelesi yapardım muhtemelen =) Tabi telefonun hemen satışa sunulacağını sanmayın. Ürün henüz tasarım aşamasında ve bu telefonun üretimine geçilip elimize ulaşması için en az yedi yıl beklememiz gerektiği öngörülüyor.

                              morph_2


Devamını okuyun...>>

Reklamlar...Reklamlar...

0 yorum

simdi_reklamlar

Her ne kadar televizyonda favori programlarımızı izlerken araya giren reklamlardan hoşnut olmasak da hepimiz o veya bu şekilde reklamları seyrediyoruz. Sadece televizyonda değil okuduğumuz gazete dergilerde, kullandığımız ulaşım araçlarında, gittiğimiz yerlerde hatta tuvaletlerde bile bolca rastlıyoruz bu reklamlara. Bazıları, özellikle temizleyici, deterjanla ilgili olanları yaratıcılıktan çok uzak, sıradan ve sıkıcı olsa da içlerinde gayet orjinal olanlar ve izleyince "vay be ne reklam yapmışlar" detirtenler de var. Dikkat ettiniz mi bilmiyorum ama özellikle araba reklamları söz konusu olduğunda yaratıcılık üst düzeye çıkıyor. Sıradan bir araba reklamı görmedim ben hepsi farklı, hepsi orjinal. Sanki hepsini bi kişi yapıyomuş gibi =) Neyse konuyu daha fazla uzatmayayım. Yazının devamında internette rastladığım en ama en yaratıcı reklamları bulacaksınız. İyi seyirler...

creative_ads (1)   UPS kargoyu bile biz taşıyoruz diyen Fedex'in alaycı reklamı

creative_ads (4)  "2006 yılı Dünyanın en iyi otomobili seçilen BMW, 2006 yılının en iyi Güney Afrikalı otomobili seçilen Audi'yi tebrik eder."

creative_ads (3)  "2000-2006 arasında 6 kez üst üste Le Mans yarışlarını kazanan Audi, 2006 dünyanın en iyi otomobili seçilen BMW'yi tebrik eder."

creative_ads (2) "2006 yılının kullanılan uluslararası en iyi motoru seçilen Subaru ,güzellik yarışmalarını kazandığı için Audi ve BMW'yi tebrik eder."

creative_ads (13)creative_ads (15)creative_ads creative_ads (9) creative_ads (11) creativeadvertisements02 creative_ads (14) creative_ads (5)creative_ads (6) creative_ads (12) creative_ads (17)creativeadvertisements06 creative_ads (8)creativeads  Alaka kurması güç olabilir ama bu bir spagetti reklamı :)


Devamını okuyun...>>

Bir İnterrailciyi Nesinden Tanırsınız?

0 yorum

interrail1

Hadi İnterrail hakkında bilgilenmeye devam edelim. Bu yazı dizisine ilk defa rastlayanlar önce Alıp Başını Gitmek ve Raylardan Gelen Özgürlük isimli yazıları okumalılar. Diğerleri burdan devam edebilir. Son iki yazımda da hatırladığım kadarıyla, kafalarda gitme fikri oluşturabilmek için yırtınıp çemkirmiştim, detaylara girmemiştim.  Siz de içinizden "Bu İnterrail olayı kafama yattı haa !" ve benzeri bir cümle kuruyorsanız amacıma ulaştım demektir. Şimdi bi sonraki aşamaya geçebiliriz, bu aynı zamanda başlığında cevabı olacak. (devamı var)

(Bu yazıdan tam verim alabilmek için alttaki şarkıyla okumanız önerilir =)

Haftalarca yabancı yerlerde ordan oraya gezinip dururken, bu 3-4 haftalık süreçte kullanacağımız hertürlü eşyayı da yanımızda taşımalıyız. Bunu da çekçekli bir bavulla yapıp yürümeyi işkence haline getirmeyeceğimize göre çözümümüz bir adet sırt çantası olacaktır. Evet sorumuzun cevabı da bu. Yolda gezinen bir interrailciyi diğer insanlardan ayıran en önemli özellik sırtındaki, muhtemelen kendinden daha uzun duran, devasa bir sırt çantasıdır. İnterrailciler kaplumbağa misali evini sırtında taşır. Hal böyle olunca iyi bir çanta yola çıkarken olmazsa olmazlar arasında başı çekiyor. O yüzden paraya kıymamız gereken en önemli malzeme çantadır.

1128 Sırtınıza iyi oturmayan bir çantayla günlük 10 saat yürüyüşler yapmak çok geçmeden bel ağrılarıyla yatağa düşmenize neden olabilir. O yüzden iskeleti ayarlanabilen ve sırtınızdaki yükü kalçanızdan ayaklarınıza iletebilen bir çanta olmalı bu. Satın almadan önce mutlaka deneyip sırtınıza nasıl oturduğunu kontrol edin. Çantanızın büyüklüğüne gelince yaklaşık 60 + 10 litrelik çantalar işinizi görecektir. Ayrıca çantanın yapıldığı malzeme de çok önemli. Yırtılıp sizi yarı yolda bırakan bir çanta isteyeceğiniz son şeydir. Bu yüzden yapıldığı malzeme sağlam ve sırtı terletmeyecek türden olmalı. Yazın kavurucu sıcağında güney ülkelerde gezerken sırtınızın sırılsıklam olması pek hoş olmayan bir durumdur takdir edersinizki. Bunun dışında gideceğiniz yerlerde illaki bikaç gününüzün yağmurlu olacağını düşünürsek kendi yağmurluğu olan çantaları seçmeniz yerinde olacaktır. Çantaların büyük çoğunluğu su geçirmez maddeden üretilse de bu %100 olmayacaktır. Bunun için bir çanta yağmurluğu işinizi görecektir. Son olarak çantanın pratik olması çok önemli. En alttaki eşyanızı almak için bütün eşyanızı dökmeniz gerekiyorsa bu hiç verimli bir işlem olmayacaktır. Bunun için çok bölmeli çantalar tercih edilmeli.  Ayrıca çantanızın fermuarlarında kilit ya da şifre koruması varsa hostellerde ve trenlerde kalan çantanız hakkındaki endişeleriniz sıfıra inebilir.

intrek Çantadan sonra bir interrailcinin vazgeçilmez malzemesi ayakkabıdır. Günde ortalama 10 saat yürüdükten sonra bikaç saatlik bir uykuyla ertesi gün bir 10 saat daha yürümek ayaklarınızı çileden çıkarabilir. Bu yürüyüşleri maksimum konforda yapmak için çok iyi, amaca uygun bir ayakkabı edinmelisiniz. Paranıza kıymanız gereken diğer bir nokta da burası oluyor. Öncelikle ayakkabı alırken, yolculuk boyunca 4 mevsimi de yaşayacağınızı göz önüne alın. Aynı ayakkabıyla kavurucu güneş altında, sağnak yağmur altında, kumda, çamurda, betaonda gezeceğinizi düşünürsek seçimin önemi daha iyi kavranabilir. İnterraili yaz mevsimi yapacağınızı düşünürsek alacağınız trekking ayakkabıları işinizi görecektir. Vibram tabanlı ve Gore-Tex kaplamalı ayakkabıları tercih ederseniz ayak terlemesi, bilek burkulması gibi sorunların önüne geçebilirsiniz. Bu arada aldığınız ayakkabıyı interraile çıkmadan önce bir ay deneyin mutlaka. Çünkü çoğu ayakkabı anca 15 günlük bir süreden sonra ayağınıza uyum sağlar ve rahat edip edemeyeceğinizi anlarsınız.

interrail3 Peki bunları nerden bulabiliriz diyeceksiniz haliyle. Çanta için outdoor sports ve kampçılık sitelerine bakmanızı öneririm. Ben burda bitane buldum kendime göre. Tabiki ne kadar çok araştırırsak o kadar iyi. Ayrıca karaköy civarında çok ucuza kaliteli çantalar bulunabiliyormuş duyduğuma göre. Bakmakta fayda var. Ayakkabı için ise yine outdoor sports mağzalarındaki trekking ayakkabılarına ve özelliklerine online olarak bakabilirsiniz. Ya da Adidas, Nike, Solomon gibi mağzalara uğrayıp bilgi alabilirsiniz. Aşağıya size yardımcı olabilecek bikaç örnek site koydum. Araştırmanıza oralardan başlayabilirsiniz.

Ben bu yazımda interrailde ihtiyacınız olan tüm malzemelerden bahsetmeyi planlıyordum ama bunu yaparsam bu yazı fazla uzun olacak. Bu yüzden çantanın içini doldurmayı sonraki yazıma bıraktım. Şimdilik ana malzemeleri tanımış olalım. Çanta ve ayakkabı konusunda yapacağınız iyi seçimler sizi bir ay boyunca rahat ettirecektir. O yüzden bu konuya gereken önemi vermenizi rica ediyorum. Sonradan akılsız başın cezasını ayaklarınız ve sırtınız çekmesin =)

EverestOutdoor............Adrenalin.............AtlasKamp..............DeveYükü...........AndOutDoor


Devamını okuyun...>>

Güneş'in Batmayacağı Gün

0 yorum

solarflare-earth

Tüm cömertliğiyle insalığın ilk gününden beri bizi enerjisinden, ışığından, ısısından mahrum bırakmayan yaşam kaynağımız Güneş. Her ne kadar sonsuza kadar doğup batacağını sansakta diğer tüm yıldızların olduğu gibi Güneş'in de bi ömrü var. Kabaca tarif edersem enerjisini daha hafif elementlerin birleşerek daha ağır elementler meydana getirmesiyle üreten Güneş malesef bu enerjisini sonsuza kadar yayamayacak ve günün birinde hem kendini hem gezegenimizi yok edecek. (devamı var)

(Bu yazıdan tam verim alabilmek için alttaki şarkıyla okumanız önerilir )

Genel olarak yıldızların yaşamlarına bakarsak oluşumu çocukluğumuzdan beri bize anlatılan Dünya'nın oluşumuna çok benzemektedir. Başta gazların biraraya gelmesiyele kütle çekimi giderek artar ve toplanan bu gazların orta bölümü aşırı ısınarak nükleer füzyon başlar. Böylece yıldızımız doğmuş olur. Hidrojen gazından nükleer enerji üretmeye başlayan yıldız, bu yakıtı bitince şişerek kırmızı dev dediğimiz evreye girer. Bu evrede iyice büyüyüp parlaklaşan yıldız patlayarak ömrünü tamamlar ve geriye sadece küçük bir çekirdek kalır.

sun Tabi Güneş'imizin kırmızı dev haline gelmesine daha 6.5 milyar yıl olduğundan telaş yapmaya gerek yok =) Öyle sanıyorum ki insanoğlu varlığını o kadar yıl sürdüremeyip kendi kendini yok etmeyi çoktan başarmış olacaktır. Ama biz o günü gördüğümüzü varsayarak yazımıza devam edelim ve bundan 6.5 milyar yıl sonrasına gidelim. Güneş'in ışık yayma gücü bugünkünün 2 katı büyüklüğünde olacak. Aynı zamanda büyüyerek Venüs'ün yörüngesine kadar gelen Güneş, en yakın gezegen Merkür'ü çoktan buhar haline getirmiş olacak.

Dünyamızı da tehdit etmeye başlayan Güneş önce Ay'ı bizden ayıracak. Yörüngesindeki enerji kaybından dolayı, giderek Dünya'dan uzaklaşan Ay aynı zamanda giderek yavaşlayacak. Aynı şekilde Dünya'nın da kendi çevresindeki dönüş hızı yavaşlayacak ve  o zamanınn bir günü şimdiki 47 güne eşit olacak. Yine benzer şekilde Dünya da Güneş'ten bir miktar uzaklaşacak. Dünyayla birlikte Güneş'ten uzaklaşan Ay tekrar Dünya'ya yaklaşmaya başlayacak ancak bu sefer o kadar çok yaklaşacak ki Dünya'nın çekim alanı içinde parçalanıp Dünya'nın üzerine düşecek. Ve böylece bir zamanlar ışığının altında aşklar yaşanan, geceleri seyrederken dalıp gittiğimiz Ay yok olacak. Bundan sonra ise Güneş'in biraz daha büyüyüp Dünya'yı yutmasını bekleyeceğiz.

sun3 Gezegenimizden geriye fazla bişey kalmayacak. Güneş, Dünya'yı yutarak dışındaki metal miktarını %0,01 kadar arttırmış olacak sadece. İşte Güneş'in kütlesine eklenen bu %0,01'lik metal parçası, insanlığın yaşadığı tüm olayları, anıları içinde biyerlerde gizlemiş dünyamızdan geriye kalan olacak. Daha sonra ise kırmızı devin ikinci evresine geçen Güneş patlayarak ömrünü tamamlayacak. Kim bilir belki de biz bu olaylar olurken Neptün'ün yaşama elverişli bir uydusundan Dünya'mızın ve Güneş'in sonunu izleyeceğiz.. Yanmaktan kurtulmuş olsak bile enerji kaynağını kaybetmiş bizler Güneş'ten geriye kalan bir çekirdek etrafında dönmeye devam edeceğiz ve bu çok uzun sürmeyecek. Neyse ki biz bu hazin sona şahit olmayacağız ama şuan üzerinde yaşadığımız, gezdiğimiz, gördüğümüz heryerin, herşeyin yok olacağını düşünmek bile yeterince üzücü..


Devamını okuyun...>>

Ve Savaşı Kazanan Blu-Ray oldu

0 yorum

5962-legochess

Geçtiğimiz günlerde HD-DVD teknolojisinin yaratıcısı ve üreticisi Toshiba artık bu formatı desteklemeyceğini açıkladı. Bu açıklama hem kullanıcılar hem de üreticiler açısından çok çok önemli. Çünkü biz kullanıcılar desteklenecek teknolojilere göre ürün seçmeye çalışırken aynı şeyi üreticiler de yapıyor ve filmlerini, oyunlarını ve oynatıcılarını ona göre üretiyor. Önceki yazımda belirttiğim kombo oynatıcılara binlerce dolar vermeye gerek kalmadı. Tabi bu parayı çoktan verenler varsa artık çok geç sanırım.

bluray1 Toshiba'nın bu geri çekilme kararı almasındaki en büyük etkenlerin Warner Bros. ve Paramount firmalarının Blu-Ray'i tercih etmesi olarak gösteriliyor. Hd-Dvd'nin rafa kaldırılmasının ardından benzer bir açıklama Universal Studios'tan da bekleniyor. Sony ve Toshiba gibi iki dev Japon şirketinin galibi şimdilik Blu-Ray oldu. Bu durumda yapılacak en mantıklı şey  dahili Blu-Ray okuyucu içeren PlayStation3 edinmek gibi gözüküyor ancak bu teknolojiler yerine oturana kadar biraz daha beklemekte yarar var. Toshiba'nın ayrıntılı açıklamaları burada.


Devamını okuyun...>>

Lost Sırları: S04E04

2 yorum

lost_secrets

Yine kafalarımızdaki soruları çözmek yerine yeni sorular ekleyen bir bölüm izledik. 4. bölümü biraz önce izledim ve bölümde gözüme çarpan olayları paylaşmak istiyorum. Ana karakterimizin Kate olduğu bu bölümde, diğer bölümlere nazaran daha az şaşırtıcı olaylarla karşılaştık diyebilirim. Dumur edici sahne sayısı fazla değildi ama son sahnede ölümcül darbeyi vurdu gene Lost senaristleri. Ben yine uyarımı yapıp sorumluluğu kendi üzerimden atmak istiyorum. Yazının devamını 4. sezon 4. bölümünü izlemeden okumayın sakın. Aksi takdirde spoiler krizine girebilir ve şiddete başvurabilirsiniz. Uyarımı da yaptıktan sonra devamına geçebiliriz...

lost_kate Dediğim gibi bölümün ana karakteri Kate'di ve flashforward'larla gelecekteki Kate'e bol bol gidiş dönüşler yaptık. Zaten 3. sezon finalinden beri Kate'in adadan kurtulduğunu bildiğimizden bu bizi şaşırtmadı. Flashforward'larda Kate, işlediği suçlar yüzünden yargılanıyor ve sonunda şartlı tahliyesine karar veriliyor. Bu aslında 3. sezon finalinde "adaya geri dönelim" diye çemkiren Sakallı Jack'e, Kate'in neden "yapamam" dediğinin bir cevabı olabilir. Sakalsız Jack Kate için şahitlik yaparken biçok yalan söyledi fakat "kazadan sadece 8 kişi kurtuldu" demesi yeni bir soru işareti oluşturdu. Adadan 6 kişinin ayrıldığını biliyoruz, bu iki kişi kim ve neden öldü ya da adadan ayrılmadı? Ayrıca neden 8 kişi diğerlerinden neden bahsedilmedi ve saklanıyor?

Dizinin önemli anlarından birisi Ben ve Miles'ın konuştuğu o bir dakikaydı. Miles Ben'e anlaşma önerdi ve Ben kabul etti. Ancak Miles'ın neden 3.2 milyon dolar istediği bir soru işareti. Neden böyle küsüratlı bir rakamı tercih etmiş olabilir?

Adaya gelen diğer iki yabancı Charlotte ve Daniel ise iskambil kartlarıyla bir oyun oynuyorlar. Bu çok sıradan bir oyun gibi gösterilse de adadaki durum ile ilgili yapılan önemli bir deney de olabilir. Çünkü adaya geldiğinden beri  sürekli deneyler yapmaya çalışan çılgın fizikçi Daniel'in oturup iskambil oynaması pek mantıklı değil. Aşağıdaki karede ise Aeron'un odasından bir manzara var. Arkadaki tabloya dikkat ederseniz bisiklete binen bir çocuk göreceksiniz ama ne alakaysa tablonun altında bir adet iskambil kartı duruyor. Dizideki her sahneyle bişeyler anlatan Lost yapımcıları yine biyere mi dikkat çekmek istiyorlar acaba..                                                                              lost_aeron

Bir diğer önemli sahne ise Charlotte'un gemiyle bağlantı kurduğu sahne. Burdan gemidekilerin, önceki bölümde helikopterle gemiye doğru yola çıkan Sayid ve Desmond'dan haberdar olmadıklarını anlıyoruz. Yani helikopter gemiye henüz ulaşmamış. Aklıma gelen ilk olasılık ada ve gerçek dünyadaki zaman farkından dolayı bir gecikme olabileceği geliyor. Çünkü Sayid'in adadan kurtulduğunu bildiğimize göre helikopterin düşme ihtimali yok.

lost_aaron2 Ve dizinin en can alıcı noktası yine son sahnede geliyor ve Kate'in oğlum dediği çocuğunun Claire'in bebeği Aaron olduğunu görüyoruz. Burda akıllara öncelikle Claire'in bir şekilde ölmüş olup Kate'in bebeği sahiplendiği geliyor. Ancak Jack'in çocuğu görmek istemediğini hesaba katarsak bebeği hala Sawyer'dan zannediyor olabilir. Buda çocuğun Aaron olduğunu bilmediğini ve buda bize Kate ve Jack'in adadan beraber ayrılmadığını gösterir. Tabi Claire adadan ayrıldıktan sonra da ölmüş olabilir, bu da bi olasılık. Birde Kate'in kendi çocuğuna Aaron ismini vermiş olma ihtimali varki bunları sonsuz sayıda çoğaltabiliriz sanırım. Bu arada aklıma önceki sezonlarda Kahin ve Claire'in konuşması geliyor. Kahin "bu bebeği nolursa olsun sen büyütmelisin başkası değil" diyordu ancak bunun gerçekleşmediğini bebeğin Kate'de olduğundan anlıyoruz. Aaron dizinin kilit isimlerinden gibime geliyor.

Bir bölümü de böylece izlemiş bitirmiş olduk. Yapımcılar her yeni bölümle birlikte bizi başka bir köşeye yatırmayı başarıyorlar. Geçen bölümde herkesin gözü adadaki zaman kaymasındayken bu bölümde birden Kate ve Aaron'a yoğunlaşıyor. Tahmin ediyorum ki bi sonraki bölümde bunlar yerine yepyeni bir köşede yatar halde bulucaz kendimizi =) Düzeltmek, eklemek, tartışmak istediğiniz noktalar olursa yorumlarınızı bekliyorum..


Devamını okuyun...>>

Haftanın Canlı Performansı: Staind

0 yorum

logo

Bu hafta size hayran kalacağınız bir canlı performans göstereceğim. Konuğumuz ise Amerikalı alternatif rock grubu Staind. Dinlediğim her şarkısı birbirinden güzel olsa da içlerinden birini seçmem hiç zor olmadı. Çünkü bir şarkısı varki ilk duyduğumda haftalarca bu şarkıyı dinlemiştim. Hala da hiç sıkılmamış bi şekilde dinlerken ilk dinlediğimdeki zevki alabiliyorum bu şarkıdan. Daha fazla lafı uzatmadan videomuza geçelim. Staind'in Break the Cycle albümünden Outside adlı şarkısının akustik performansını yazının devamında bulabilirsiniz. İyi seyirler..


Devamını okuyun...>>

Multimedia Yatak

0 yorum

hi-can2

Tasarımcı Edoardo carlino, kendine has yatak tasarımlarıyla kendinden söz ettiriyor. Hi-can isimli bu yatakla birlikte günlerinizi yorgan altında geçirebilirsiniz. Öncelikle içeridiği projektör, perdeler ve ses sistemiyle yatağınız aniden bir sinemaya dönüşebiliyor. Yatağın dört bir yanı açılıp kapanabilen perdelerden oluşmakta, yani gizliliğiniz son derece önemsenmiş. Bunu yaparken sizi oksijensiz bırakmıyor tabi. Siz birtakım yer hareketlerine girişirken, yatak içine yerleştirilmiş havalandırma sistemi sayesinde tüm perdeler kapalı olsa dahi ferah ferah nefes alabilirsiniz =) Bunun dışında müzik dinleyip  internette gezinebileceğiniz bu yatak sayesinde evinizin diğer odalarını unutabilirsiniz. Daha detaylı resimler için devamına bakın...

hi-can6 hi-can3hican hi-can1


Devamını okuyun...>>

Hem Oyun Kolu Hem Fare

0 yorum

everg-02

Oyun severler düşünülerek hazırlanmış bu fare açıldığında bir oyun koluna dönüşüyor. Evergreen firmasının ürettiği cihazdaki 1600 dpi çözünürlüklü lazer fare açıldığında 8 tuşlu bir oyun kolu oluyor. Böylece oyunlarınızdan maksimum eğlence almanız sağlanıyor. USB bağlantısı kullanılan ürün 33$ etiketiyle sahiplerini bekliyor. Sizde Playstation'daki PES keyfini bilgisayarınızda da yaşamak istiyorsanız bu kollardan mutlaka edinmelisiniz. Ayrıntılı bilgi ve resimler burda.


Devamını okuyun...>>

Çabuk Kahve

1 yorum

tefalquickcup

Tefal'in Quick cup adlı bu ürünü sayesinde çay ve kahve keyiflerinizi çok daha çabuk yaşayabilirsiniz. Çünkü Quick Cup için su ısıtmak sadece 3 saniye sürüyor. Evet bu demek oluyorki siz bu yazının tamamını okuyana kadar suyunuz çoktan kaynamış olacak. Sıradan su ısıtıcılarınızı bir kenara atıp, çayınızı ve kahvenizi anında içebilmek için Quick Cup'ı edinebilirsiniz. Tabi henüz sadece Avusturalya'da satılan bu ürüne sahip olmak için biraz daha beklemeliyiz. Şimdilik fiyat etiketi ise 130$. Ayrıntılı bilgi ve resimler orda, burda, şurda, heryerde.


Devamını okuyun...>>

Dünyanın En Büyük Güneş Paneli Çiftliği

2 yorum

jumilla_solar_farm

Elektrik üretimini en temiz yapan teknolojilerden biridir Güneş panelleri. İspanyada kurulan bu devasa çiftlik 20,000 eve güç sağlıyor. Yaklaşık 100 hektar olan bu alan, içinde 120,000 adet güneş paneli barındırarak 20 megawatt elektrik üretebiliyor. Bu panellerin İspanya'nın güneyindeki Jumilla'da kurulması tesadüfi bir seçim değil. Uzmanlar bu bölgenin yılın 300 günü güneşli olduğunu söylüyorlar. Böylece panellerden maksimum derecede verim almak mümkün oluyor. Yıllık 28 milyon $ getiri sağlaması öngörülen bu paneller, atmosferdeki CO2 oranını yılda 42,000 ton azaltması bekleniyor. Tabi birde şöyle bir nokta varki, yapıldığı alana bakacak olursak yapımı için binlerce ağaç kesilmiş olmalı. İnsanoğlu teknolojinin nimetlerinden yararlanmak için doğayı katletmeye devam ediyor malesef. Öyle ya da böyle İspanya'daki enerji üretiminin %7'lik kısmı artık bu panellerden gerçekleşecek.


Devamını okuyun...>>

Pilli Cep Telefonu

0 yorum

Xenium99u1

Uzun pil ömürlü cep telefonu deyince akla gelen ilk firma hiç şüphesiz Philips oluyor. Ürettiği telefonlarda multimedia özelliklerinden çok inanılmaz batarya süreleriyle ön plana çıkıyor. Örneğin Philips Xenium 9@9u isimli telefon 740 saat bekleme süresiyle yaklaşık bir ay boyunca kesintisiz iletişim kurabilirsiniz. Bunun yanında radyosu, mp3 playerı, 2 megapiksel kamerası, bluetooth, usb ve micro sd girişleri gibi mutimedia özellikleri de sunan telefonu alarak güzel bir seçim yapabilirsiniz.

philips-battery-phone Benim asıl bahsetmek istediğim model ise yeni duyurulan Xenium 9@9j modeli. Bu telefon da önceki gibi 740 saat bekleme süresi sunuyor ama bir farkla. 9@9j'de birde pil yuvası var. Telefona takılan her ince (AAA) pil ekstra 3 saat görüşme süresi (bekleme değil) sağlıyor. Böylece şarjı biten telefonunuzla çaresiz kalmak yerine en yakın marketten bir ince pil alarak önemli görüşmelerinize devam edebilirsiniz. Bu pil telefonun ağırlığını ve boyutunu elbette olumsuz etkiliyor ama bataryaya bağlı kalmamak gibi büyük bir avantajı da yanında getiriyor.


Devamını okuyun...>>

Apple Tuvalet Yaparsa

0 yorum

Apple-Marbles

Başlık çok enteresan oldu kabul ediyorum. Bir yanda tasarımın dibine vurmuş, ürettiği teknoloji ve tasarım harikası ürünlerle kullanıcıların ağzını açık bırakan firma Apple, diğer tarafta ise her gün uğradığımız ve birtakım sesli aktivitelere giriştiğimiz tuvalet =) İkisinin birleşmesi çok zor gibi görünse de bunu gerçekleştiren bir ürünün tanıtımını okuyorsunuz şuanda. Ürünümüzün adı Air Poo. Ve neredeyse bütün Apple ürünlerini biraraya getirecek donanıma sahip. Bunlar neler mi? Devamını okuyun...

airpoo

Evet resimde gördüğünüz gibi ürünümüz gerçek manada alafranga bir tuvalet. Tabi tahmin ediyorum ki evinizdekinden biraz daha komplike olmalı bu.  Öncelikle 1 numarada gördüğünüz bir ipod ünitesi. Bu sayede ipodunuzu sokete takıp iki yanındaki hoparlörlerden surround ses alabilir ve favori müziğiniz eşliğinde sı...bilir.... ee evet devam edelim =) 2 numaralı alanda iphone' daki çoklu dokunmatik ekran özelliğinden esinlenerek dokunmatik sifon yapılmış. Bu çoklu dokunmatik ekran sayesinde iki parmağınızı birden kullanarak kullanmak istediğiniz suyun büyüklüğünü ayarlayabiliyorsunuz. Tabi yeterli su miktarını ayarlayabilmek için önce deliğe bakıp ne haltlar yediğinizi görmeniz gerekli =) 3 numarada ise Macbook Air için bir giriş bulunmakta. İnternetten tuvalette de vazgeçmek istemeyenler için. 4 numara ise bitarafınızın rahatlığı için sıcaklığı ayarlanabilir ve yumuşak malzemeden yapılmış.

Bu kadar teknolojinin arasında rahatça işinizi görebilirseniz ne mutlu size. Ama bence buraya oturduktan sonra asıl amacınızı tamamen unutup gününüzün büyük bir bölümünü tuvalette geçirebilirsiniz dikkat edin =) Bu arada başlığı "Apple Tuvaletini Yaparsa" şeklinde algılayan arkadaşlar varsa kendilerini tebrik eder başarılarının devamını dilerim. Şu ürün bile yanınızda daha az fantastik kalıyor =)

(Yazdığım en boktan yazı oldu sanırım ama yazarken çok eğlendim=)


Devamını okuyun...>>

ZZZZzzzz....

1 yorum

imageshowtosleepatwork-1 imageshowtosleepatwork-2

Hani bazı zamanlar vardır. Öyle uykunuz olur ki bikaç dakika uyusanız kendinize gelecek gibi hissedersiniz. Ama okul ve iş şartları buna pek müsade etmez. İşte böyle anlarda yardımınıza göz kapağı yapışkanları yetişiyor. Birkaç dakikalık kestirme için tek yapmanız gereken göz şeklindeki bu çıkartmalardan gözünüze en çok benzeyeni seçip göz kapağınıza yapıştırmanız. Bu şekilde kimse farketmeden şekerlemenizi yapıp gücünüzü geri kazanabilirsiniz. Elbette bu işi yaparken patronunuza veya öğretmeninize yakalanma riski de var. Eğer hiç riske girmek istemiyorsanız kendinize bir bardak kahve alıp uykunuzu açmaya çalışabilirsiniz. Bu yapışkanlar uykuyu seven bir millet olarak çoğu kişinin hoşuna gidecektir ama henüze nerden edinebileceğiniz konusunda bir fikir sahibi değilim. Belki de internetten bir göz resmi bulup yazıcınızdan çıkarmak bile işinizi görecektir.


Devamını okuyun...>>

Mimlemecilik: Nasıl Başarısız Blog Yazılır?

3 yorum

newspaper

G eçen gün pandora tarafından mimlendim. Biraz geç oldu bu yazıyı yazmam ama bunu da mim konusunun çok sıkıcı olmasına bağlayabiliriz. Bilmeyenler için biraz anlatırsam bu, blog yazarları arasında karşılıklı paslaşmalara dayanan bir oyun. Kuralları ise çok basit. Topu seni mimleyen kişiden alıp, gerekli işlemleri yaparak istediğin kişilere paslamak. Bu mimimizin (nasıl bir kelime bu) konusu ise "Nasıl başarısız blog yazılır". Bu konuda yazabileceğim çoğu şey zaten defalarca yazılmış olduğundan klişe şeyleri atlamak istiyorum. Bir blog;

☻Yeterince görsel destek sunmadan kuru ve upuzun yazılar yazılarak,

☻Bozuk linkler, görüntülenemeyen resimler ve sürekli hata veren sayfalar yaratılarak,

☻Sayfaların heryeri yanıp sönen reklam ya da benzeri animasyonlarla doldurularak,

☻Bloga girdiğimiz gibi çalmaya başlayan ve kapatılamayan şarkılar konularak,

☻Bulunan her eklenti bloga eklenerek,

Ve Türkçe olmayan bir Türkçe kullanılarak başarısız hale getirilebilir bence. Bunları çoğaltmak mümkün ama dediğim gibi ben en az değinilenleri yazmaya çalıştım. Hem de benden sonra yazacaklara birşeyler bırakmak istedim :) Şimdi sıra pas vermeye geldi. Ben de bu pası archadian, emelce ve sokakkızı'na atıyorum. Ve buyrun uğraşın diyorum :)


Devamını okuyun...>>

Haftanın Canlı Performansı: Foo Fighters

0 yorum

logo

Bu haftaki canlı performans konuğumuz Foo Fighter'ın vokalisti Dave Grohl. Eskiden Nirvana grubunun bateristi olan Grohl, Nirvana'nın dağılmasından sonra Pat Smear'la birlikte Foo Fighters grubunu kurmuş. Aynı şekilde Pat Smear da Nirvana grubunun eski elektrogitarcısıymış. Şimdiye kadar beş tane albümleri çıkan Foo Fighters grubunun en sevilen şarkılarından Everlong'un akustik performansının çok hoşunuza gideceğini düşünüyorum. Video yazının devamında. İyi seyirler...


Devamını okuyun...>>

Lost Sırları: S04E03

0 yorum

lost_secrets

Yeni sezonun tüm hızıyla devam ettiği şu günlerde artık Lost hakkında bir yazı yazmak ve 3. bölümle birlikte gelen sorulara, desteklenen ve çürüyen teorilere, bölümün önemli anlarına yoğunlaşmak istedim. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki yayımlanan son bölümü yani 4. sezon 3. bölümü izlemeyenler bu yazıdan uzak dursun ve şuanda burayı terketsinler. Çünkü yazım yüksek derecede spoiler içermektedir. Bu yüzden bölümle ilgili yazdıklarımı yazının devamına koydum. Tekrar ediyorum 3. bölümü izlemeden devamını okumayın.

lost_4x03_03 Bu bölümde karşımıza çıkan ana karakter Sayid oldu ve bölüm içindeki flash forward'larda Sayid'le ilgili çok şaşırtıcı olaylarla karşılaştık. Öncelikle Sayid bir ölüm makinesi haline gelmiş ve kendisine verilen listedeki insanları bir bir öldürüyordu. Emirleri verenin ise bölümün sonunda Ben olduğunu görüyoruz. Lock'a "Ona inandığım gün ruhumu sattığım gündür" demişti Sayid ama görünen o ki bişeyler fikrini değiştirmiş. Ama anladığımız kadarıyla Sayid bunları arkadaşları için yapıyor.

Yeni sezon bölümlerinde sıkça duyduğumuz oceanic 6 (kazadan kurtulan 6 kişi) ise artık yavaş yavaş yerine oturuyor. Şimdiye kadarki flash forwardlara bakarsak Jack, Kate, Sayid, Hurley adadan kurtulmayı başaran 4 kişi. Desmond'un dediğine göre Claire'in de adadan ayrılması gerekiyor ve böylece 5 kişi oluyor. Altıncının kim olduğuysa şuan için milyonlarca soru işaretinden biri. Bir de ölen adamımız var tabi. Buarada Ben'in de bişekilde adadan kurtulduğunu biliyoruz.

lost_4x03_01 Bölümdeki en önemli olaylardan biri ise çılgın fizikçi Daniel Faraday'ın roket deneyiydi. Bu deneyde roketin adaya 31 dakika gecikmeli gelmesi adada ve dünyadaki zaman kavramlarının farklı işlediği teorisini destekliyor. Bu bana Geleceğe Dönüş serisinin ilk filmindeki zaman makinesi deneyini hatırlattı. Deneyde köpek zaman makinası ile 1 dakika sonraya gönderiliyor ve döndüğünde saati 1 dakika ileri oluyordu. Bu ada da zamanın dış dünyadan daha yavaş geçtiğini akla getiriyor. Ya da ada zamanıyla dünya zamanı arasında bir şekilde 31 dakikalık bir fark oluşmuş.

Diğer bir önemli ayrıntı ise Lock ve grubunun Jacob'un bulunduğu kulübeyi bulamamaları oldu. Kulübe neden ortadan kayboldu ya da neden göremediler bu soruların henüz cevapları yok. Ama senaristlerin her fırsatta dile getirdiği gibi herşeyin mantıklı bir açıklaması olduğuna inanıyorum veya inanmak istiyorum.

Birde Faraday'ın pilota tam olarak daha önce geldikleri rotayı kullanmasını istemesi adaya ulaşımın kolay olmadığı izlenimini veriyor. Adanın çevresindeki magnetik duvar dış dünya tarafından algılanmasını engelliyor olabilir. Herzamanki gibi cevaplardan çok sorularla kafamızı dolduran bir bölümü daha bitirdik. Bu yazdıklarımda düzelteceğiniz, ekleyeceğiniz ya da tartışacağınız yerler varsa yorumlarınızı bekliyorum :)


Devamını okuyun...>>

Dünya'nın En Uzun Köprüsü

0 yorum

dubaibridge2

Dünya'nın ilk ve tek yedi yıldızlı otelini inşa ettiler. Daha da ileri giderek Dünya'nın ilk su altı otelini kurdular. Yetmedi sanal adalar oluşturup bunlara palmiye şekli vererek mini bir tatil köyü kurdular. Nerden bahsettiğimi anladınız sanırım. Mimari harikalar diyarı olarak nitelendirilen Dubai'nin çılgın yapılarına bir yenisi ekleniyor. Saydığım ve sayamadığım bu projelerden sonra Dünya'nın en uzun ve en yüksek köprüsü ünvanı da 2012 yılında Dubai'nin eline geçecek. Yapımına önümüzdeki ay başlanacak olan köprünün maliyetinin 817 milyon dolar civarında olması öngörülüyor. Köprü yaklaşık 210 metrelik yüksekliğiyle intihara kalkışanları affetmeyecek gibi görünüyor (Boğaz Köprüsü'nün yüksekliği 64 metre). 12 şeritli olan köprüden saat başı 2000 den fazla araç geçecek. Ayrıca ortasında bulunan raylı sistem sayesinde toplu taşımaya da olanak tanıyacak. Diğer resimler ve ayrıntılı bilgi için burdan gidin.

dubaibridge3


Devamını okuyun...>>

Telefon Kulübelerinin Evrimi

0 yorum

aquaphone

Artık hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olan cep telefonları bazı insanların yaratıcı fikirler geliştirmesine yardımcı olmuş. Cep telefonlarının hayatımıza bu kadar yerleşmesiyle, artık kimsenin uğramadığı telefon kulübelerini değerlendirmek  için alternatif fikirler ortaya çıkmış. İşte bu fikirlerden biri Lyon, Fransa'da uygulamaya geçirilmiş ve sokaklarda dev akvaryumlar boy göstermeye başlamış. Evet bu kulübelerin izolasyonu yapılıp, içine su ve balık eklenerek çok etkileyici akvaryumlar elde edilmiş. Bu sıradışı akvaryumların diğer resimlerini de görmek isterseniz buraya zıplayın.


Devamını okuyun...>>

Blu-Ray & HD-DVD

0 yorum

LD-MultiBlue-large-01082007

Bu yazımda ayrıntılı değindiğim Blu-ray HD-DVD savaşı süre dursun teknolojinin  gelişmesiyle artık bu iki formatı birlikte destekleyen cihazlar piyasaya çıkmaya başladı.  İlk atak yapan firma LG oldu ve BH-200 isimli combo oynatıcıyı üretti. Bu oynatıcı sayesinde televizyonunuzdan yüksek çözünürlüklü formatlarda medyaları rahatlıkla izleyebilirsiniz. Bunların yanında artık eskimeye yüz tutan dvd, vcd, mp3 formatlarını da destekleyen BH-200 sunduğu 7.1 ses desteğiyle de evinizi sinema salonuna çevirmeye aday. Tabi teknoloji bukadar yeni ve az bulunur olunca uçuk fiyatlar da kaçınılmaz oluyor. LG'nin bu combo oynatıcısına sahip olabilmeniz için 1,450$ ı gözünüzden çıkarmalısınız.

plextor-b920sa Bu konuda atak yapan diğer bir firma olan Plextor ise bu teknolojileri bilgisayar donanımında birleştirmiş. Blu-Ray ve HD-DVD okuyabilen bu sürücü aynı zamanda 4x hızında Blu-Ray, 16x hızında DVD ve 40x hızında CD medyalarını yazabiliyor. Piyasadaki boş blu-ray medyalarının şimdiden  25 GB kapasitesi olduğunu göz önüne alırsak bütün sabit diskimizi birkaç Blu-ray içine sığdırabiliriz. Ayrıca burda da görebileceğiniz gibi TDK firması örnek 100 GB'lık bir medya çıkarmış bile. Plextor'un bu combo sürücüsünün fiyatı henüz belli değil fakat ucuz olmayacağı kesin. Tabi çok uzak olmayan bi geçmişte DVD yazıcıların da bikaç bin dolarlık fiyatlarla satıldığını düşünürsek fiyatların hızla düşeceği garantisi verebiliriz.


Devamını okuyun...>>

Asma Piyano

1 yorum

suspension_piano

Evinize bir asma köprü girsin ister misiniz? Ama bu köprüde gerçekteki gibi araba gürültüleri ya da intahara kalkışan insanlar yok. Bunun yerine kulağa hoş gelen sesler çıkarıyor bu asma köprü. Çünkü bahsettiğimiz köprü aslında bir asma piyano. İşçiliği titizlikle yapılmış, dökme demir gövdeye asılı vaziyette duran piyano, görünümüyle ve tasarımıyla ahşap olanlardan sıkılanlar ve farklılık arayanlar için ideal. Özellikle hem mimar olup hem de müzikle ilgilenen kişiler bu ürünü çok beğenecekler. Daha fazla bilgi için buraya koşun.


Devamını okuyun...>>

Yüzen Gelecek

0 yorum

floathome

Günümüzde insanlığın geleceğini tehdit eden en önemli olaylardan biri küresel ısınma. Atmosferde biriken sera gazlarıyla her geçen gün ısınıp kutuplardaki buzulları tüketirken buna bağlı olarak dünyadaki deniz ve okyanus seviyeleride artmaya başladı. Öyle ki bazı alçaktaki ülkeler sular altında yok olma tehlikesi bile yaşıyor. Topraklarının dörtte birinin deniz seviyesinin altında olan Hollanda bu ülkelerin başında geliyor. Nüfusu 16 milyon olan Hollanda'nın 10 milyona yakın vatandaşı deniz seviyesinin altında yaşıyor. Bu yüzden deniz seviyesindeki bir yükseliş veya kuvvetli bir fırtına büyük derecede can ve mal kaybına yol açabilir. (devamı var)

Nitekim benzeri bir olay geçmişte de yaşanmış. 1953'te yaşanan bir fırtına sonucu yüksekliği 4 metreyi bulan dalgalar, kıyıdaki bentleri aşarak 1800 kişinin ölümüne sebep olmuş. Hal böyle olunca Hollandalı mimarlar olası felaketleri önlemek için bir proje geliştirmişler.

floathome3 Projenin ana fikri tüm binaları su üstünde kalabilen bir altlığa inşa etmek. Böylece sular yükseldikçe tüm ülke de sularla beraber yükselecek. Bu yüzen platformlar yapılan özel borular sayesinde elektrik ve lağım sistemine bağlanacak. Bu borular da aynı şekilde su seviyesiyle birlikte hareket yeteneğine sahip olacak. Tabi burdaki yüzmeden kasıt bildiğimiz tekne gibi yüzme değil. Yani her ev başıboş dolaşamayacak Amsterdam sokaklarında =) Sadece özel temelleri sayesinde su üstünde kalabilecek bu yapılar. Haliyle ev tasarımlarında da çeşitli değişiklikler kaçınılmaz olacak. Örneğin artık evlerin garajları arabalar için değil, tekneler botlar için olacak.

floathome2 Benzer projeler Dubai, Belçika, Miami gibi yerleşim yerleri için de hazırlanırken en azından birilerinin küresel ısınmaya karşı önlem aldıklarını görmek güzel. Küresel ısınmadan sadece bu ülkeler mi etkilenecek? Elbette hayır ama her ülkenin, insanına ve geleceğine verdiği değer bir değil ne yazıkki. Yazın yaşadığımız su kıtlığından birkaç ay önce televizyona çıkan üç bakanımızın " Küresel ısınma bizi tehdit etmiyor, Türkiye'de küresel ısınma yoktur! " şeklindeki konuşmalarından sonra fazla da bişey beklememek lazım aslında. Kesin olan şey torunlarımızın bize çok söveceği. Umarım bizim geleceğimiz de su üstünde kalmayı başarır...


Devamını okuyun...>>

İnternet ve Kahve Keyfi Birarada

0 yorum

yuna_pc

Sabah kahvenizi yudumlarken bilgisayar başında vakit geçirenlerdenseniz bu ürün tam size göre. Çünkü bu bardak, sizi bilgisayarın başında oturma zorunluluğundan kurtarıyor ve bunu yaparken sizi bilgisayar nimetlerinden de mahrum bırakmıyor. The Yuno PC'nin ürettiği bu bardağın üzerindeki dokunmatik yüzey sayesinde emaillerinize bakabilir, trafik ve hava durumunu öğrenebilir, borsayla ilgili bilgiler alabilir ve hatta karikatür okuyabilirsiniz. Bunların yanında kendi resimlerinizden oluşan bir ekran koruyucu yapmanıza bile izin veriyor. Bu ürünle birlikte sabah kahvaltılarınıza renk geleceği kesin. Özellikle sabahları fazla vakti olmayanları kahvaltıları sırasında memnun edecek bir ürün.


Devamını okuyun...>>

Haftanın Canlı Performansı: Terra Naomi

0 yorum

logo

Bu haftaki canlı performans konuğumuz kısa süre önce YouTube'de videosuna rast geldiğim ve izlediğimde çok beğendiğim Terra Naomi. Zaten üne kavuşmasındaki en büyük etkenlerden biri "Say its possible" şarkısının video sitelerinde dolaşan akustik performansı. Gitar ve pianoyu gayet hakim biçimde çalabilmesi, sesinin güzelliği ve şarkılarını kendi yazmasıyla yeteneğinden söz ettiren TerraNaomi en çok beğenilen akustik performansıyla karşınızda =)  Video yine yazının devamında. İyi seyirler...


Devamını okuyun...>>

Özel Açık Hava Sineması

1 yorum

driveinhouse

Bu ev hayalinizdeki ev resmini tam anlamıyla karşılayacak türden. Tabi  herzamanki gibi yine biyerlerde bizim hayallerimizi yaşayan insanlar var. Bu seferkiler Hollywood'un ünlü tepelerindeki bir evde yaşıyorlar. Tepede olmanın verdiği rahatlıkla evdeki bütün duvarlar camdan yapılmış. Karmaşadan ve dağınıklıktan uzak odalarıyla insanın içini açan, havuzuyla konforun belini kıran ve en ilginci de terasındaki açık hava sinema sistemiyle keyfin gözüne vuran bir ev bu. Boşuna demedik hayallerinizin evi diye... Terastaki kanepeye kurulup yıldızların altında, Hollywood manzarasıyla en sevdiğin filmlerden birini izlemek nasıl bir duygudur acaba? Sanırım yukarıdaki resim bu sahneyi gözünüzün önüne getirme konusunda baya bi yardımcı olmuştur.

Buarada eve gelecek olan misafirler de unutulmamış. Terastaki ekranın arkasındaki ziyaretçi evi, gelen misafirleri fazlasıyla memnun edecek türden. Zaten bu eve adım atıp da memnun olmayacak bir insan evladı olduğunu zannetmiyorum. Evin sahibine gelince, bu şanslı kişi 1991 yılında Harvard Üniversitesi'nden mezun olan mimar Hagy Belzberg. Tahmin edebileceğiniz gibi evin mimarı da kendisi. Ben de böyle bir ev yapmış olsam kimseye vermezdim herhalde =) Yazının devamına birkaç resim daha koydum ama bakmak moral bozukluğu, elindekini beğenmemek, depresif ruh hali gibi yan etkiler yaratabilir. Sorumluluk kabul etmiyorum...

driveinhouse1 driveinhouse2 driveinhouse3driveinhouse4


Devamını okuyun...>>

Hem Karada Hem Suda

0 yorum

skid_scooter2

Pek sayın Yong Jieyu içerdiği motor ve tekerleklerindeki pervaneler sayesinde hem karada hem denizde kullanabileceğiniz bir scooter üretmiş. İki farklı çevrede kullanılmak üzere tasarlanmış bu scooter ile karada elektrik gücüyle çalışan iki motor sayesinde veya skid2 suda tekerleklerindeki pervaneler sayesinde mesafe katedebilirsiniz. Hem suda hem karada çalışan bir ürünün tasarımında birçok zorluk olsa da bunu başaran Yong Jieyu'yu tebrik edip, bunun avantajlarından faydalanmaya başlayabiliriz. Daha ayrıntılı bilgi için burdan buyrun.


Devamını okuyun...>>

Tatil Biterken...

0 yorum

itü_agacli_yol

Koskoca iki haftalık (!) yarıyıl tatilimin son saatlerine girmiş bulunmaktayım. Üzerimde 16 senelik okul hayatımda her pazar olduğu gibi pazar gecesi sendromu hakim. Eskiden Parliament Sinema Klübünün sunduğu pazar gecesi sineması adı altında izlenen Batman, Maske, Terminatör vardı. Bunlar biraz olsun beynimi uyuşturup sendromu hafifletirlerdi. Bazen de pazar gecesi akşamları Bizimkiler dizisi olurdu ki beni hayattan soğutmak için gerekli tüm unsurları içinde barındıran bir dizidir kendisi. Hiçbizaman okulu seven biri olmadım. Üniversite hayatımın tam ortasında bulunmama rağmen bu değişmedi sanırım. Hergün  fakülteme resimdeki meşhur ağaçlı yoldan geçerek gitmeme rağmen değişmedi bu =) Üstümde gene aynı depresif ruh hali. (devamı var)

Tabi okul hayatı bitince değişcekmi bu? Hiç sanmıyorum bence iş hayatıyla birlikte kötüleşerek devam edecek. Ve bu sefer sonu da olmayacak. Neyse şikayetçi değilim aslında üniversite ortamı çok güzel. Okul hayatımın en güzel yılları kesinlikle. Bitmemesi için okulu bile uzatabilirim. Benim sevmediğim nokta bu tatillerin bitiş noktaları. Çünkü hernekadar üniversite hayatı güzel olsa da tatil hayatı kadar olamaz takdir edersiniz ki =)

cod4-1650 Bu iki haftalık tatilde eski dostlarla görüşmek ve blogla uğraşmak dışında pek faydalı bişey yapmadım sanırım. Bitirdiğim 3 adet oyunun bana bi yararı olmayacağından eminim. Medal of Honour: Airborne, Call of Duty: Modern Warfare, Crysis oyunlarını kıtlıktan çıkmış gibi bi çırpıda oynayıp bitirdim. Gurur duymuyorum ama napim engel olamıyorum. Crysis oyununu özellikle 3 Türk tarafından geliştirildiği için oynadım. Neler yapabilmişiz görmek için. Gerçekten harika bir iş çıkarmışlar. Grafikler, efektler, konu herşey çok güzel hemde %100 Türkçe. Seslendirmeler dahil.  Kesinlikle alıp göğsünüzü gere gere oynamalısınız, çünkü bütün dünya bu oyunu oynuyor. Ama şunu da belirtmeliyim ki Call of Duty şimdiye kadar oynadığım en iyi oyunlardan. Oyuna güzel demek inanın az kalıyor. Kusursuz bir iş çıkarmışlar. Oyunda çoğu zaman manzaranın güzelliğine dalıp gittim diyebilirim. Crysis mi Call of Duty mi derseniz hiç düşünmeden Call of Duty derim.

prisonbreake19pic1 Bu 3 adet oyunun yanında 3 adet de dizi takip ettim tatilde. Bunlardan ilki yeni sezonu geçtiğimiz günlerde başlayan Lost'un 3. sezonu oldu. Yapımcılar 8 ay ara verince  bişeyleri unutuyo insan haliyle. Yeniden adapte olmak için böyle bir geçiş süreci hazırladım kendime. Diğer dizi ise Prison Break'ti. Ama burda dünyanın baya gerisinden geliyorum çünkü henüz 2. sezonun ortasındayım. Sonuncu dizi ise Grey's Anatomy. Yeni yeni birinci sezonundan yoğun istek üzerine başladım izlemeye. Ama gayet eğlenceli, hoş bir diziymiş. Tabi diğer iki abisiyle yarışamaz orası ayrı. Senaristler gerçekten harika iş çıkarıyolar dizi konusunda. Öyle bir seneryo yaratıyorlar ki bütün dünya onu çözmek için teori üstüne teori üretiyor. Bu hiç küçümsencek bi iş değil. Her bölümü ayrı bir film gibi oluyor artık dizilerin. Sinema filmlerini çok rahat sollayabiliyorlar artık. Bize de keyfini sürmesi kalıyor tabi.

Neyse koskoca kısacık tatilimi böyle çarçur ettim işte. Ama eğlendim kesinlikle. Şimdi gene koşuşturmacalı, stresli, yoğun bi dönem başlıyor. Üstelik bu dönem bitecek gibi değil. Çünkü yazın arazi çalışması var, staj var. Bide bunun üstüne yaz okulu eklenirse deymeyin keyfime. Bakalım neler görcez bu dönem. Yazımı çok ünlü bir düşünürün çok ünlü vecizesiyle noktalıyorum:

"Let the game begin" =)


Devamını okuyun...>>

Raylardan Gelen Özgürlük

0 yorum

interraill

Daha önceki yazımda interraili genel hatlarıyla tanımlamış ve içimizdeki kıpraşımı harekete geçirmeye çalışmıştık. Eğer siz hala içinizde bu kıpraşımın oluşmadığını düşünüyorsanız ya artık yaşlanıyorsunuz ya da interraile karşı endişe ve korku hissediyorsunuz. Yaşlanmanız ve içinizdeki çekip gitme heycanını kaybetmeniz konusunda bir çözümüm olmasa da, bu seferki yazımın asıl amacı hissettiğiniz yersiz  korkuyu yenip sizi interraile karşı cesaretlendirmek. (devamı var)

(Bu yazıdan tam verim alabilmek için alttaki şarkıyla okumanız önerilir =)

Duyulan bu korkunun muhtemel nedeni  yabancı bi yerde yaşayabileceğiniz güvenlik sorunlarıdır. Bu konuda araştırdığım kadarıyla başınıza gelebilecek en kötü şey paranızın veya eşyalarınızın çalınması. Yani canınıza herhangi bi zarar gelmesi çoğu zaman İstanbul sokaklarında gezinmekten çok daha az risk taşıyacaktır. Özellikle İstanbul gibi büyük ve hemen hergün biyerlerde şüpheli paketlerin bulunduğu bir şehirde yaşıyorsanız, sizin İstanbul'da kalan sevdiklerinizi merak etmeniz daha doğru bir yaklaşım olacaktır.

interrail5 Avrupa ülkelerine baktığımızda herkesin hemfikir olduğu bi konu varki o da en tehlikeli yerlerin İtalya'nın güney kısmı olduğu. Tehlike dediysem hırsızlık, kapkaç benzeri şeylerden bahsediyorum tabiki. İtalyan mafyasının peşinize düştüğünü hayal ediyorsanız çok film izliyorsunuz demektir =) Buralardan geçerken paramızı boynumuza ya da belimize asılı bir iç cüzdanında taşımakta fayda var. Aslında interrailciler için önerilen para taşıma yolu nakit yerine seyahat çekleriyle yolculuk yapmak. Böylece sizin onayınız olmadan kimse paranıza dokunamaz. Bir diğer yol ise yanınızda kullandığınız bankanın kartını taşımak. Bu konuda dikkat etmeniz gereken şey ise bankanızı seçerken yurtdışındaki geçerliliğini ve bulunan atm sayısını araştırmak. İsteyeceğiniz son şey aç ve yorgun bişekilde para çekecek bi atm arayıp bulamamak olacaktır eminimki.

interrail12 Güvenlik konusunda içinizi biraz rahatlatabildiysem şimdi interrailden çekinmeye neden olan diğer bir unsurdan bahsetmek istiyorum. O da üşengeçlik. Çoğumuz böyle bi yolculuğu oturup düşündüğümüzde çok güzel hayallere dalıp gideriz. Ama bu hayal olarak kalır malesef . Düşünürüz ne kadar çok yapılacak şey var kim uğraşacak onlarla diye. Ama işin aslı pek öyle değil. Pasaportunuzun olduğunu veya bi şekilde çıkarttığınızı düşünürsek önünüzdeki en zor şey vize almak olacaktır. Vizenizi alabilmek için konsolosluktaki insan evladına geri döneceğinizi ispat edecek belgeler göstermelisiniz. Bunlar sizin veya ailenizin mal varlığı, seyahat sağlık sigortası, öğrenci belgeniz, interrail biletiniz, bikaç hostel rezervasyonu ve istenen daha bikaç evraktan oluşuyor. Belgeleri toparlarken hepsinin aslını ve fotokopisini götürmeyi unutmayın. Vize alımı için gereken evraklar konsolosluklara göre farklılık gösterebilir. O yüzden konsolosluğa gitmeden önce mutlaka web sitesine bakıp gerekirse telefonla bilgi istemelisiniz. Bazı konsolosluklarda internetten sıra dahi alabiliyorsunuz. Böylece sıra bekleme derdinden kısmen kurtulmuş oluyorsunuz. Bu siteden gerekli bilgileri edinebilirsiniz.

Bunları toparlayıp yurt dışına ilk çıkacağınız ülkenin konsolosluğundan bi schengen vizesi almanız, zaten gidilebilcek hemen heryerde geçerli olan vizeye sahip olmanız anlamına gelir. Burda dikkat edilmesi gereken nokta schengen vizenizi yurt dışına ilk ayak basacağınız ülkenin konsolosluğundan almanız. Bundan sonrası çok daha kolay ve zevkli olacaktır. Vizeyi almadan önce planınızı yaptığınız, biletinizi aldığınız için geriye eşyalarınızı toparlamak ve yola çıkmak kalacak.

interrailmap Hepimiz Türkiye'nin dışında da bi dünya olduğunu biliyoruz ama bu yeterli değil. Bu dünyayı yaşamalı, gerçekliğinin farkına varmalı, değişik kültürlerle tanışmalıyız. Ancak böyle ufkumuzu genişletebilir, kendi sınırlarımızı deneyebiliriz. Interrailden dönen insanların yazılarına bakın içlerinde bu yolculuk büyük bir hata oldu diyen yok denecek kadar azdır. Öyle diyenler de ya çeşitli rahatsızlıklar ya da hırsızlık benzeri şeyler yaşamış insanlardır. Zaten dönenlerin düşündüğü tek şey seneye hangi ülkelere gidebilecekleri. Artık hayalleri ertelemeyi bırakın ve bi Avrupa haritası alıp görmek istedğiniz yerleri işaretlemeye başlayın. Bi sonraki yazımda yolculuk için gerekli olan her türlü eşyadan, araç gereçlerden bahsedeceğim. Buarada eğer hala izlemediyseniz Hostel filmlerinden uzak durmanızı öneririm. İzlediyseniz de unutmaya başlasanız iyi olur :)

To Be Continued... :)


Devamını okuyun...>>

Haftanın Canlı Performansı: Radiohead

0 yorum

logo

Yeni bir aya girdiğimiz şu günlerde ben de blogumda bi yenilik olsun istedim ve bu yazıyı yazmaya karar verdim. Bundan sonra her hafta beğendiğim canlı performans videolarını bu benzeri bir yazıda sizlerle paylaşacağım. Rock müzik seven ve dinleyen biri olduğumdan burda canlı dj performanslarını, R&B, hip hop videolarını bulamayacaksınız. Genelde akustik ağırlıklı coverlar ya da yerli, yabancı ünlülerin konserlerinden oluşacak bu paylaşımlar. İlk hafta videomuz ise İngiliz grup Radiohead'in 2003'teki Glastonbury konserinden. Şarkı ise OK Computer albümünden Lucky.. Anasayfada kalabalık yapmaması için videoyu yazının devamına koydum. İyi seyirler...


Devamını okuyun...>>

Notdefterli Telefon

1 yorum

notepad_phone

Bazı zamanlarda telefonla konuşurken not alma ihtiyacı hissederiz. Ama çoğu kez etrafta ne bir kalem ne bir parça kağıt bulunmaz ve telefondakinin bağırşları arasında  ha gayret bi parça kağıt bulmak için çaba sarfedilir. İşte bu çabayı sona erdirecek bir telefon var şimdi. Tuşlarının etrafındaki kağıtlara istediğiniz şeyleri not alabileceğiniz telefonun bunun dışında normal bir telefondan farkı yok. Ama bu kağıtlar bitince telefon ne hale gelir hiç bilmiyorum. Tasarımı Arthur Se tarafından yapılmış olan telefon ilginç tasarımlı ürünleri sevenler için güzel bir alternatif sunuyor.


Devamını okuyun...>>

En Alınası Laptop: Alienware m15x

0 yorum

alienware

Kim demiş dizüstü bilgisayarlarla oyun oynanmaz diye? Alienware'in ürettiği bu laptop hem performans hem tasarım açısından üstün özellikler sunmakta. Intel core2duo 2.4 GHz işlemciyle gelen bilgisayar 4 GB Ram ve 512MB NVIDIA GeForce 8800M GTX ekran kartı içeriyor. Bu sayede en yeni oyunlar bile alienware2 yüksek verim alınacak şekilde oynanabilir. Bunların dışında 320 GB sabit disk, çift katmanlı 2x Blu-Ray yazıcı, 15.4" 1920 x 1200 çözünürlüklü ekran, 2MP webcam gibi  özellikleri olan bilgisayar tasarımıyla da göz kamaştıriyor. HD videolara ve oyunlara tam uyum sağlayan bilgisayarın optik sürücüsü de istenildiği takdirde harici bir hard diskle değiştirilebiliyor. Örneğin bilgisayarınızda daha fazla yer ihtiyacı duyduğunuzda optik sürücüyü yuvasından çıkarıp yerine harici bir hard disk takarak işlerinize devam ediyorsunuz. Daha sonra dvd izlemek istediğinizde ise bu işlemi tekrarlıyorsunuz. Rengi ayarlanabilen ışıklı klavye ve kasa bilgisayara ayrı bir hava katıyor. Bu laptopa sahip olabilmeniz için gözden çıkarmanız gereken para ise 2,149$.


Devamını okuyun...>>